EYT de pasif ne demek ?

Sadist

New member
EYT ve Pasif: Sosyal Yapılar, Eşitsizlikler ve Toplumsal Normlar Çerçevesinde Bir Analiz [color=]

Toplumsal yapılar, sınıf farklılıkları ve cinsiyet temelli normlar, bireylerin hayatını şekillendiren en önemli unsurlar arasında yer alır. Türkiye’de son yıllarda önemli bir sosyal konu haline gelen EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) düzenlemesi, sadece yaş kriteriyle ilişkilendirilse de, bu meseleyi daha derinlemesine irdelediğimizde, işin içinde pek çok toplumsal faktörün bulunduğunu görmek mümkündür. Bu yazı, EYT'nin sadece emeklilik hakkı elde etme meselesi olmadığını, aynı zamanda toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf gibi faktörlerle nasıl şekillendiğini tartışmayı amaçlıyor. EYT'nin pasif yönü, toplumun farklı kesimlerinin bu düzenlemeye nasıl yaklaştığı ve bu durumun toplumsal eşitsizlikleri nasıl derinleştirdiği üzerinde de duracağız.

EYT ve Pasiflik: Ne Anlama Geliyor? [color=]

EYT'nin, özellikle iş gücü piyasasında aktif bir şekilde yer alan bireyler için önemli bir düzenleme olduğunu biliyoruz. Ancak, "pasif" kavramı bu noktada devreye giriyor. EYT'de "pasif" olma durumu, aslında belirli sosyal grupların sistem dışında kalması, bu grupların, bu düzenlemeyi, haklarıyla birlikte kucaklamakta zorluk çekmesi anlamına geliyor. Kadınlar, engelli bireyler, göçmenler ve düşük gelirli sınıflardan gelenler için EYT sadece bir hak talebi değil, aynı zamanda daha derin bir toplumsal dışlanma ve eşitsizlik sorunu haline gelebiliyor.

Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği ve EYT [color=]

Kadınların iş gücündeki temsili, genellikle erkeklerden daha düşük seviyededir. Bu durum, emeklilikle ilgili düzenlemeler üzerine de etkilerini gösteriyor. Kadınlar, erkekler gibi sürekli ve tam zamanlı çalışma fırsatlarına sahip olamayabiliyorlar. Çocuk bakımı, ev içi sorumluluklar ve toplumsal cinsiyet normları, kadınların iş gücüne katılımını sınırlıyor ve bu da onların emeklilik haklarını olumsuz etkiliyor. EYT'deki pasiflik, kadınlar için daha belirgin hale geliyor çünkü onlar bu sistemde zaten dışlanmış ve pasif kalmış bir grubu oluşturuyorlar. Kadınların yaşadığı iş gücü eşitsizliği, erken yaşta emeklilik hakkı kazanma imkanını da kısıtlıyor.

Bir araştırmada, Türkiye’deki kadınların %80'inin geçici, yarı zamanlı ya da düşük ücretli işlerde çalıştığı belirtiliyor (Kaynak: TÜİK, 2022). Bu tür çalışma biçimleri, kadınların emeklilik sürecine güvenli bir şekilde girmesini engelliyor. EYT düzenlemesinde bu eşitsizlikleri göz ardı etmek, kadınları daha da sistem dışında bırakmak anlamına gelebilir.

Sınıf ve EYT: Düşük Gelirli Gruplar İçin Ekstra Zorluklar [color=]

Sınıf farkları da EYT düzenlemesinde önemli bir rol oynar. Türkiye'deki düşük gelirli gruplar genellikle daha fazla taşeron işçilik, geçici işlerde çalışmakta ve bu durum onların sosyal güvenlik haklarından tam anlamıyla yararlanamamalarına yol açmaktadır. Bu durum, emeklilik hakkını kazanma noktasında daha büyük bir engel teşkil etmektedir. EYT'nin pasif etkisi, zaten sosyoekonomik olarak dezavantajlı olan kesimler için, emeklilik gibi bir hayali bile ulaşılmaz kılmaktadır.

Toplumda var olan gelir eşitsizlikleri, bu tür düzenlemelerin etkilerini daha da derinleştirmekte, bu kişiler için EYT yalnızca bir hak talebi değil, aynı zamanda sınıfsal bir ayrımın daha belirgin hale gelmesidir. Sınıf farkları, sadece ekonomik eşitsizlik değil, aynı zamanda eğitim, sağlık ve sosyal haklar gibi birçok alanda daha geniş bir sorunu işaret etmektedir.

Erkeklerin Çözüm Odaklı Yaklaşımları ve Sosyal Yapılar [color=]

Erkeklerin EYT'ye dair çözüm odaklı yaklaşımları genellikle “ne yapılması gerektiğine” dair bir perspektife dayanır. Çoğunlukla, erkekler, sistemin nasıl çalıştığını anlamak ve mevcut adaletsizlikleri ortadan kaldırmak adına somut adımlar atmak isterler. Bu yaklaşım, toplumsal yapıları daha objektif ve çözüm odaklı bir şekilde ele alır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken şey, her bireyin EYT’ye dair deneyiminin farklı olduğudur.

Erkeklerin çoğunluğu, EYT’yi kendi kişisel hakları açısından değerlendirirken, kadının, farklı bir bakış açısına sahip olduğunu görmek önemlidir. Kadınların bu tür düzenlemelere bakışı, bazen daha da duygusal olabilir. Kadınlar, özellikle aile içindeki rollerini ve iş gücüne katılımlarını göz önünde bulundurduğunda, pasif olmanın ötesinde, bu düzenlemenin ne denli dışlayıcı ve erkek egemen bir sistem olduğunu dile getirebilmektedirler.

Irk ve EYT: Göçmen ve Azınlık Gruplarının Durumu [color=]

Toplumsal cinsiyet ve sınıf gibi faktörlerin yanında, ırk ve etnik köken de EYT düzenlemesi için önemli bir sosyal faktördür. Türkiye’deki göçmen işçiler ve azınlık gruplar, genellikle daha düşük ücretli işlerde çalışmakta ve sosyal güvenlik haklarına yeterince ulaşamamaktadırlar. Bu, hem kadınlar hem de erkekler için geçerli bir durumdur ancak özellikle kadın göçmenler için bu eşitsizlik çok daha derindir.

EYT’yi Değerlendirmek: Toplumun Daha Fazla Duyarlılığa İhtiyacı Var [color=]

EYT, toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf gibi faktörler göz önünde bulundurulduğunda, sadece bir emeklilik meselesi olmaktan çıkıyor ve daha geniş toplumsal eşitsizliklerin bir yansıması haline geliyor. Bu noktada, EYT’nin pasif etkileri, daha adil ve kapsayıcı bir düzenleme için toplumsal yapıların derinlemesine incelenmesi gerektiğini gösteriyor. Sadece emeklilik yaşını geçmek değil, aynı zamanda sistemin dışladığı tüm grupların sesi duyulmalıdır.

Düşündürücü Sorular:

1. EYT düzenlemeleri, toplumsal eşitsizlikleri derinleştiren bir yapı mı yaratıyor?

2. Kadınların ve düşük gelirli grupların EYT düzenlemelerine nasıl daha fazla dahil edilmesi sağlanabilir?

3. Göçmenler ve etnik azınlıklar için emeklilik hakkı nasıl daha erişilebilir hale getirilebilir?

Toplum, bu tür sosyal adalet konularında daha duyarlı ve çözüm odaklı olmalıdır. Bu yazıda paylaşılan perspektiflerin toplumsal normlar ve eşitsizlikler hakkında düşünmenizi umuyorum.