De 24000 lokomotif hangi ülkenin ?

Abdulferit

Global Mod
Global Mod
DE 24000 Lokomotif Hangi Ülkenin? Aslında Cevabı Tahmin Edilenden Daha İlginç

Demiryoluna biraz meraklı olanların DE 24000'leri görünce yaşadığı o tanıdık his vardır: Uzun kaputu, karakteristik gövdesi, dizel motorunun sesi ve yıllardır Türkiye'nin farklı bölgelerinde trenlerin önünde görülmesi… Çocukluğunda tren istasyonlarında vakit geçirmiş biri için DE 24000 yalnızca bir lokomotif değildir; biraz da Türkiye'nin demiryolu hafızasının parçasıdır.

Peki sık sorulan şu sorunun cevabı nedir: “24000 lokomotif hangi ülkenin?”

Kısa cevap: DE 24000, Türkiye'nin demiryolu lokomotif sınıfıdır. Ancak işin ilginç tarafı, lokomotifin teknolojik kökenlerinin Fransa'ya uzanmasıdır. Yani “Fransız lokomotifi mi, Türk lokomotifi mi?” diye sorulduğunda tek kelimelik bir cevap vermek aslında hikâyenin önemli bölümünü kaçırmak olur.

DE 24000, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları için geliştirilen ve büyük bölümü Eskişehir'deki tesislerde lisans altında üretilen dizel-elektrikli ana hat lokomotifidir. TÜRASAŞ'ın tarihçesine göre Eskişehir'deki teknoloji transferi süreci 1971'de ALSTOM ile DE24000 tipi lokomotifler üzerinden başladı.

Türk Raylı Sistemler

Bence DE 24000'ün asıl hikâyesi tam da burada başlıyor: Türkiye'nin dışarıdan teknoloji alıp zaman içinde bu teknolojiyi kendi üretim kabiliyetine dönüştürme çabası.

DE 24000'ün Ülkesi: Türkiye mi, Fransa mı?

Önce kafa karışıklığını ortadan kaldıralım.

DE 24000'ün tasarım ve teknoloji tarafında Fransa önemli bir yere sahip. Lokomotiflerin üretiminde Fransız Matériel de Traction Electrique (MTE) lisansı kullanıldı. Motor tarafında ise Pielstick teknolojisi bulunuyordu. Buna karşılık lokomotiflerin büyük bölümü Türkiye'de, Eskişehir'deki o dönemin TÜLOMSAŞ/ELMS tesislerinde üretildi.

Günümüzde TÜRASAŞ tarafından aktarılan tarihsel bilgi de bunu doğruluyor: DE24000'lerle başlayan teknoloji transferi, daha sonra General Motors, Toshiba, General Electric ve Hyundai Rotem gibi farklı uluslararası firmalarla yapılan çalışmaların önünü açtı.

Türk Raylı Sistemler

Dolayısıyla benim değerlendirmem şu:

DE 24000'ü “Fransız lokomotifi” olarak tanımlamak eksik, “tamamen Türkiye'de sıfırdan tasarlanmış lokomotif” demek ise doğru değil.

En doğru tanım, Fransız teknolojisi ve lisansıyla Türkiye'de büyük ölçekte üretilen, TCDD'nin ana hat operasyonları için Türkiye'de kökleşmiş bir lokomotif sınıfı olmasıdır.

Bu ayrım aslında otomotiv sektöründeki lisanslı üretimden uçak sanayisine kadar pek çok alanda gördüğümüz bir modele benziyor. Bir ülkenin teknolojiyi satın almasıyla o teknolojiyi üretim kültürüne dönüştürmesi aynı şey değil.

DE 24000'ün Türkiye açısından önemi de burada.

1970'lerde Türkiye Neden Böyle Bir Lokomotife İhtiyaç Duyuyordu?

1970'lere gelindiğinde demiryollarında buharlı lokomotiflerden dizel çekişe geçiş zaten dünya genelinde hızlanmıştı. Türkiye açısından da mesele yalnızca “daha modern bir tren almak” değildi.

Buharlı lokomotiflerin işletme ve bakım ihtiyaçları oldukça farklıydı. Dizel-elektrikli lokomotifler ise yakıt ikmali, operasyonel esneklik ve kullanım kolaylığı açısından önemli avantajlar sunuyordu.

DE 24000 bu dönüşümün Türkiye'deki en görünür araçlarından biri oldu.

Güvenilir teknik kaynaklarda üretim dönemi 1970-1984 olarak veriliyor. Türkiye'deki üretim, Fransız lisanslı teknolojiyle Eskişehir'de gerçekleştirildi. Bazı kaynaklar toplam üretim sayısını 431 olarak verirken, belirli üretim/filo kayıtlarında farklı alt serilere veya sayım yöntemlerine bağlı olarak 418 ya da 218 gibi rakamlarla karşılaşılabiliyor. Bu nedenle internette görülen tek bir rakama koşulsuz bağlanmak yerine üretim kayıtlarının hangi kapsamı ifade ettiğine bakmak gerekiyor.

Türk Raylı Sistemler

+1

Bu nokta özellikle önemli. İnternette “DE 24000 kaç tane üretildi?” sorusuna farklı cevaplar verilmesinin temel nedeni, bazı kaynakların ilk üretim partilerini, bazı kaynakların Türkiye'deki üretimi, bazılarının ise toplam sınıfı farklı şekilde ele alması.

Ancak tartışmasız olan bir gerçek var:

DE 24000, Türkiye'de birkaç adet denenmiş bir prototip değildi; geniş çaplı bir ana hat lokomotifi programıydı.

Teknik Olarak DE 24000 Nasıl Bir Lokomotifti?

DE ifadesindeki “Dizel-Elektrik” tanımı burada önemli.

Dizel-elektrik sistemde dizel motor doğrudan tekerlekleri mekanik bir şanzımanla çevirmek yerine elektrik üretim sistemini besler. Üretilen elektrik, çekiş motorlarına aktarılır ve lokomotifin tekerlekleri bu elektrik motorları aracılığıyla hareket ettirilir.

Bu çözüm özellikle ağır yük ve ana hat operasyonlarında çok kullanışlıdır.

DE 24000 sınıfı için kaynaklarda yaklaşık 1.900 kW / 2.400 beygir sınıfında güç, 16 silindirli Pielstick motor ve Co-Co teker düzeni veriliyor. Birleşik Krallık'ta yayımlanan Türkiye demiryolu projeleri dokümanında 218 adetlik üretim için 1970-1984 dönemi, 1.900 hp güç ve Co-Co aks düzeni bilgileri yer alıyor.

EventsCloud

Başka teknik veri kaynaklarında ise orijinal motor gücü yaklaşık 2.360 hp olarak belirtiliyor. Bunun nedeni farklı ölçüm ve nominal güç tanımları olabilir.

loco-info.com

Burada “beygir gücü kaç?” sorusundan daha önemli olan şey, lokomotifin çekiş karakteristiği.

Çünkü demiryolunda sadece yüksek beygir gücü hızlı olmak anlamına gelmez. Lokomotifin asıl yeteneği, tonlarca ağırlığındaki tren katarını düşük hızlarda kontrollü biçimde hareket ettirebilmesidir.

Bu açıdan DE 24000'ün uzun yıllar yük ve yolcu trenlerinde kullanılabilmesi tesadüf değildi.

Eskişehir'in Rolü: Bir Lokomotif Fabrikasından Fazlası

DE 24000 hikâyesini sadece raylar üzerinde düşünmek bana göre büyük bir hata.

Eskişehir'deki tesisin hikâyesi çok daha eskiye gidiyor. TÜRASAŞ'ın kendi tarihçesinde Eskişehir Bölge Müdürlüğü'nün teknoloji transferi deneyiminin 50 yılı aşan bir geçmişe sahip olduğu belirtiliyor. DE24000'lerle başlayan süreç daha sonra farklı üreticilerle yapılan projelerle devam etti.

Türk Raylı Sistemler

Buradaki ekonomik etki, lokomotif sayısından çok daha önemli.

Bir teknoloji transferi programında sadece lokomotif montajı öğrenilmez. Kaynakçılık, elektrik sistemleri, dizel motor bakımı, mekanik işleme, kalite kontrol, yedek parça üretimi ve mühendislik gibi birçok alan gelişir.

Yani bir lokomotif fabrikasının etkisi, ürettiği lokomotif sayısıyla ölçülmemeli.

Ben DE 24000'ün Türkiye açısından en önemli mirasının “üretim kültürü” olduğunu düşünüyorum.

Bugün TÜRASAŞ'ın lokomotif ve raylı sistem araçları konusunda sahip olduğu kapasiteyi değerlendirirken, geçmişteki teknoloji transferlerinin oluşturduğu birikimi de hesaba katmak gerekiyor.

Bu açıdan DE 24000, bir lokomotiften ziyade bir endüstriyel okul gibi okunabilir.

Kadın ve Erkeklerin Lokomotife Bakışı Gerçekten Farklı mı?

Burada biraz forum tartışmalarında sık karşılaştığımız bir konuya değinmek istiyorum.
 
Üst