The Platform film incelememizde filmde yer alan harika göndermeleri bulabilirsiniz. 2019 yapımı 1 saat 34 dakika süren filmimiz İspanya yapımıdır ve yönetmen koltuğunda Galder Gaztelu-Urrutia yer almaktadır. Senaryosu David Desola, Pedro Rivero tarafından yazılmıştır ki bu iki senaristin filmlerine bundan sonra dikkat edilmesi gerektiğini düşünmeye başladım. Nedeni ise gerçekten The Platform’un bir başyapıt olmasının altında senaryosunun gücünün oldukça önemli bir paya sahip olması.

Sinema tutkunlarının en büyük sıkıntısı; artık filmlerin kendilerini şaşırtamamasıdır. Aynı klasik hikayeleri Hollywood ısrarla bize izlettirmeye devam ederken son dönemlerin en güzel filmi diyebileceğim Kore sineması Parazit filminden sonra bir İspanya yapımı olan The Platform bizleri baştan sona şaşırtan bir yapıt olarak sevindirdi.

Goya En İyi Özel Efekt Ödülü, Gaudí Award for Best Visual Effects gibi ödüller ile taçlandırılan filmimizin oyuncu kadrosunda; Iván Massagué (Goreng), Alexandra Masangkay (Miharu), Antonia San Juan (Imoguiri), Zorion Eguileor (Trimagasi), Emilio Buale (Baharat) gibi isimler yer alıyor.

The Platform (El Hoyo) Film Konusu

Filmin hikayesi ilk bakışta basit gibi görünüyor. Dikey bir hapisanede yer alan mahkumların hikayesini izliyoruz. Bazılarının gönüllü olarak orada yer alması bu yapının tam anlamıyla hapisane olmadığını da gösteriyor. Platform çok sayıda kattan oluşuyor yukarı yada aşağıya baktığınızda ucunu bucağını kestiremiyorsunuz. Filmde bu hissiyatı bize çok iyi yansıtmışlar baştan sona bir çaresizlik hissiyatı dolduruyor insanın içini ve içinden çıkılmayacak bir kapana sıkışma hissi özellikle. Platform denilen ise aslında bir yemek masası. En üst kat olan sıfırıncı katta birbirinden güzel ve maksimum seviyede özenme ile hazırlanan yemekler her bir katta iki dakika süre ile durmakta ve kalanların çukur olarak adlandırdığı yapıda kalanlar sadece günün bu iki dakikalık bölümünde yemek yiyebilmekte. Sistem yapı bakımından kusursuz olarak inşa edilmiş ve herkese yetecek kadar yemek var ama üst kattakilerin açgözlülüğü yüzünden alt katlara yeterince yiyecek kalmıyor ve filmimizin asıl odaklandığı nokta da bu kısım oluyor.

Uyarı: Yazımızın bu bölümünden sonrasını filmi izlemeyenlere önermemekteyiz keza aşırı derecede spoiler içerdiği için filmden alacağınız seyir zevkini engelleyecektir !

The Platform (El Hoyo) Film İncelemesi

Filmimizin başında sıfırıncı katta yer alan üst düzey ve titiz bir mutfak görüntülerinin ardından; Goreng ve Trimagasi’nin yer aldığı bir hücrede kendimizi buluyoruz. Aralarındaki yaş farkı gibi Goreng tecrübesiz ve yaşadığı yerin nasıl bir yer olduğunu keşfetmeye çalışarak sürekli sorular soran birisiyken Trimagasi uzun zamandır delikte yer almasının tecrübesi ile Goreng’in sorularını yanıtlıyor. Üst kattakiler seni dinlemezler, alt kattakiler ile konuşma çünkü aşağıdalar ! Delikte üç tip insan vardır. Yukarıdakiler, aşağıdakiler ve düşenler. Film en başında standartların çok ötesinde mesajlar taşıyan bir film olduğunu hissettirmeye başlıyor.

İki Farklı Teori: Siyaset ve Din

Filmi izleyenler iki farklı gözle dikkat kesiliyor. Ben izlerken dini göndermeleri ikinci planda tutarak siyasi göndermeleri yakalamaya çalıştım ve analizimi bu argüman üzerine yazacağım. Tabi ikinci izleyişimde daha dikkatli bakarak saptadığım birkaç dini göndermeyi de satır aralarıma ekleyerek bu gözle izleyenlerinde gönlünü alacağım.

Trimagasi karakteri baştan sona üstün oyunculuk performansı ile izlediğimiz ve akıllara kazınır bir karakter olarak dikkat çekiyor ve filmi yukarılara taşıyor. Trimagasi‘nin hapse giriş sebebi; ihtiyacı olmadığı halde bir ürün alması ve kısa süre sonra daha iyisinin reklamının çıktığını görünce sinir krizi geçirerek istemeden birinin ölümüne sebep olması. Burada lüks tüketim çılgınlığına ince bir gönderme yapılmış. Neden lüks diyoruz çünkü Trimagasi zaten ihtiyacım yoktu böyle bir ürüne derken aslında lüks tüketime vurgu yapılıyor bu sahnede. Burada insanlara ihtiyaçları olmayan şeyleri sanki muhtaçmışız gibi, hayatımızı değiştireceği vaatleri ile bizi kandırarak sattıklarından bahsediliyor. Kısa süre sonra aynı ürünün bir tık üst versiyonunun reklamının aynı kişilerce yapıldığını gören Trimagasi televizyonu camdan atmış ve bir göçmenin ölümüne sebep olmuş. Bu kısımdada göçmen sorununa gönderme yapılıyor. Sığınmacı tabiri kullanılmamış direkt olarak yasadışı göçmen deniliyor. Kaçak yollarla yasadışı göçmenler ülkelere giriş yapıyorlar ve istemeden ölümlerine sebep verirsek biz suçlu olup hapse giriyoruz. Aslında hiç orada olmamaları gerekirdi, ülkenin sınırlarını kaçak göçmenlere karşı daha iyi koruması gerekirdi. Burada hükümetlere yapılan çok ince bir eleştiri daha görüyoruz.

Sıfırıncı katta yer alan mutfak kısmı ülkenin yönetildiği hükümetimizi sembolize ediyor. Herşey halkı (çukur yaşayanları) mutlu etmek için büyük bir titizlikle hazırlanıyor. Hatta daha sonradan gördüğümüz üzere; deliğe girenlere en sevdiği yemeği sorup menüye ekliyorlar özel olarak. Tüm bu emeğe rağmen halkın sınıfları arasında saygı ve sevgi olmadığı için yukarıdakiler ne varsa silip süpürüyorlar ve alt sınıflarda yaşayan insanlar açlıktan ölüme mahkum oluyor. Halbuki zengin kesim elindekinin ihtiyacından fazla olan kısmını paylaşsa bu düzende kimsenin açlık çekmesine gerek yok. Herkese yetecek kadar yiyeceğe sahipler. Bunu bize daha önce sıfırıncı katta çalışırken kendi isteği ile ve evcil köpeğiyle çukura gelen Antonia San Juan (Imoguiri) bize anlatıyor.

Filmin ilerleyen sahnelerinde Goreng kendi alt katlarında olanları uyarıyor. Kendilerine ayrılan payı yiyecekler yoksa yemeklerine dışkısını bulaştıracak. Ama üst kattakilere aynı muameleyi yapmıyor çünkü yukarıya doğru yapamayacağı için boş ve komik bir tehdit olacak. Bu mizansende de amir pozisyonunda olan yada toplum sınıfı olarak güçlü olan insanların alt tabakayı nasıl tehdit ile sindirdiğini görüyoruz. Ve sadece gücü yetene bu muameleyi yapabiliyor. Yukarıdakilere gücünün yetmeyeceğini bildiğinden denemiyor bile.

Alexandra Masangkay tarafından canlandırılan Miharu karakteri de filmdeki etkili mesajlardan biri. Ben belkide en yalın mesajın Miharu olduğunu düşünüyorum filmde. Tamamen yansıtıldığı gibi evladı için herşeyi yapmayı göze alan bir anne ! İnsan zaten evladı için herşeyi yapabilir ve filmde ne kadar ileri gidebildiğini, annelerin ne kadar iğrenç ve katlanılması zor şeylere evlatları için katlandığına dair derin bir mesaj verildiğine inanıyorum.

Imoguiri karakteri bize çukurda çocuk olmadığını söylüyor ama var. Buda yöneticilerin çocuklar acı çekmiyor gibi gösterdiği ve hatta kendi çalışanlarını bile buna inandırdığı şeklinde yorumlanabilir.

Baharat‘ın üst kata çıkmaya çalıştığı sahnede ise yukarıdakileri nasıl dini duygularına seslenerek suistimal etmeye çalıştığını, kendine acındıran bir halde görmekteyiz. Bu sahnede de alt tabakadaki insanların acındırma ve dini duygulara hitap ettiğine dair bir gönderme olduğunu düşünüyorum.

Filmde Baharat ile birlikte alt katlara inerken karşılaştıkları bilge adam onlara bir sembole ihtiyaçları olduğunu söylüyor. Bu adam için peygamber benzetmesi yapılıyor ama benim analizim siyasi göndermeler üzerine olduğu için sadece içimizden yani halktan çıkan bir fikir akımı olarak yorumladım. Sürekli olarak yönetime ses duyurma çabası ve bir sembole inanarak ona sımsıkı sarılmak. Bu bazen siyasi bir taraf olur bazen din fanatikliği olur farketmez ama insanlar zorda kalınca kendilerini birşeye sarılma ihtiyacı içerisinde buluyorlar. Burada işlenen olgunun bu olduğuna inanıyorum. Filmin sonundaki çocuk ile karşılaştıklarında ise çocuğun masumluğu ve çocukların acı çekmesi karşısından fanatik bir şekilde bağlı oldukları fikirden bile vazgeçerek çocuğu ön plana almaları da izleyiciyi mest ediyor. Bu tercih ile de çocukları korumaya odaklanmak yerine boş mesajlara fanatik bir şekilde tutunduğumuzu kendimizi kaptırdığımızı ve en kısa sürede silkelenip kendimize gelmemiz ile bir bağ kuruyorum. Nede olsa filmin ana mottoları eşitlik ve paylaşmak üzerine ve çocuklara yönelik yardım elide filme yakışıyor bu bağlamda. Çocuğun hayatta kalabilmiş olması ise tamamen annesinin her ay ona bakmış olması ile açıklanabilir.

The Platform Benzeri Filmler

Size bir iyilik yaparak bu tarz göndermeler ile dolu ve başka bir yerde bulamayacağınız bir film paylaşacağım arkadaşlar. 2009 yılına ait Yunanistan yapımı ve en iyi yabancı dilde film dalında oscar adayı olan filmimizin adı köpek dişi. Filmde anne baba ve 3 evlattan oluşan bir ailenin evlerine kapalı izole bir hayatı anlatılıyor. Filmden alacağınız zevki azaltmamak için spoiler vermeyeceğim ama izlerken aşırı anlamsız gelen pek çok sahnenin aslında ne kadar derin manalar taşıdığını incelemeyi okuduğunuzda görebilirsiniz. Eğer spoiler almaktan kokmuyorsanız şurada bir iki satır yazalım film hakkında. Ama uyarıyorum ufakta olsa vereceğimiz bilgiler filmden alacağınız zevki azaltabilir. Filmin fragmanında da görebileceğiniz gibi baba ve anneleri tarafından evlatları diz çöküp köpek gibi havlatılıyor. Bir kediden korkmaları sağlanıyor. Aslında filmde anne ve baba figürleri siyasetçileri ve ülke yönetenleri sembolize ediyor. Çocuklar ise halkı sembolize etmekte (erkek olan zengin kesim kızlar ise fakir kesime ait semboller filmde). Siyasetçiler aslında bir kedi kadar masum olan şeyleri bile bize öcü gibi göstererek halka diz çöktürüyorlar ve havlarlarsa kedinin kaçacağını söylüyorlar. Korku siyaseti üzerine çok güze göndermeler var. Bir başka sahnede erkek çocuk için hayat kadınına paraları çıkışmayınca anne ve baba kız kardeşlerden birini seçmesini söylüyor. Burada dışarıdan gelen kadın yurtdışından zengin kesim için getirilen lüks eğlence anlayışının sembolü. Devlette para kalmayınca zengin kesimin fakir halk ile eğlenerek ve baskı kurarak eğlenmesine göz yumuyor. Bu gibi göndermeleri olan bir film olması açısından The Platform benzeri film olarak sizlere Dogtooth (Kynodontas) filmini öneriyorum.

The Platform Fragman

1 Yorum Yapıldı “The Platform (El Hoyo) Film İncelemesi

  1. Son zamanlarda izlediğim en sıra dışı filmlerden biriydi. Böyle filmleri seviyorum önerdiğiniz benzer filmi de listeme aldım teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir